FAHRETTİN PAŞA

“Hiç utanmaz mısınız? Hiç çekinmez misiniz bu şehri teslim etmeye? Ben gitmiyorum, zorla götürüyorlar. Şahit olun Medine sokakları. Yollar sokaklar şahittir. Peygamber efendimiz şahittir. Ben gitmiyorum, zorla götürüyorlar.” Fahrettin Paşa (Medine’nin isyancı Araplara teslimi, 10 Ocak 1919)

Çöl Kaplanı olarak da bilinen Fahrettin Paşa’nın bir kahramanlık destanına dönüşen Medine savunması başlı başına bir kitap konusudur. O efsane savunmayı, açlıktan tükenme noktasına gelen askerlere kendi örnek olarak çekirge yedirmesinden tutun da İstanbul’a olağanüstü zor şartlarda gidecek olan son tren katarına kutsal emanetleri ve yüzyıllar boyunda Dersaadet’ten gönderilen pek kıymetli hediyeleri yükleyerek İngilizlerin eline geçmesini engellemesini bir yazıya sığdırabilmek mümkün değil.

Mondoros Mütarekesi imzalanmış ve bütün Osmanlı orduları terhis edilmiş durumda iken burada Hazreti Peygamber var, ben burayı nasıl teslim eder giderim, yarın rabbime bunun hesabını nasıl veririm diye dertlenen Paşa İngilizlere teslim olmayı reddeder ve kendi başına direnmeye devam eder. Devletine o kadar bağlıdır ki isterseniz burada defakto bir durum oluşturup bağımsız bir Türk emirliği kuralım tekliflerini de reddeder. Bu direnişi İngilizleri o kadar sinirlendirir ki yaptıkları baskılar sonucu Osmanlı Hükümeti istifa etmek zorunda kalır ve Ahmet Tevfik Paşa kabinesi kurulur. Yeni kabine de Paşa’yı bir türlü teslime ikna edemez. İngiltere Kraliyet Komiseri Edmund Allenby Paşa’ya şu mektubu gönderir:

“Medine’yi uzun süre müdafaa etmekle siz, bir asker ve Türk vatanperveri olarak hükümdarınız, memleketiniz ve şahsi şerefiniz için elinizden geleni yapmış bulunuyorsunuz. Yukarıdaki hususları ve ümitsiz askeri durumunuzu göz önünde bulundurarak, birçok canların kurban edilmesine sebep olacak faydasız mukavemetin uzatılmasının doğru olup olmayacağını ciddi bir surette düşünmenizi rica ederim.”

Tüm bu çabalar sonuç vermez ve Paşa teslim olmayı sürekli reddeder. Müdafanın son günü Paşa sürekli yaptığı gibi yine Ravza ziyaretinde iken yanındaki subaylar bir plan yapar ve Paşa’nın üzerine atlayarak kendisini zorla çıkartırlar, işte bu anda tarihe geçen şu sözleri söyler:

“Hiç utanmaz mısınız? Hiç çekinmez misiniz bu şehri teslim etmeye? Ben gitmiyorum, zorla götürüyorlar. Şahit olun Medine sokakları. Yollar sokaklar şahittir. Peygamber efendimiz şahittir. Ben gitmiyorum, zorla götürüyorlar.”

Artık Medine isyancı Haşimi güçlerine ve dolayısıyla İngilizlere teslim olmuştur.Fahrettin Paşa’nın bu destansı direnişi isyancı Araplar üzerinde o kadar korkutucu bir etki bırakmıştır ki Mescid-i Nebevi önünde duran Paşa’nın otomobiline 2 yıl kimse dokunmaya cesaret edemez.

İngilizler tarafından önce Mısır’a ve arkasından Malta’ya sürülen Paşa bir yolunu bulup kaçarak Eylül 1921’de Anadolu’ya gelir ve büyük bir heyecanla Milli Mücadele’ye katılmak ister. Fakat Paşa’nın şöhreti Mustafa Kemal ve ekibine ağır gelmiş olmalı ki kendisi bir nevi sürgün olarak 9 Kasım 1921 tarihinde Kabil Büyükelçiliği görevi ile Afganistan’a gönderilir. Kendisinin askeri dehası ve bilgeliğinden faydalanmak yerine o tarihlerde bir köy hüviyetinde olan Kabil’e sürülmek böyle bir kahraman için ne kadar hazindir.

1936 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekli olan Paşa 22 Kasım 1948 günü bir tren yolculuğu sırasında geçirdiği bir kalp krizi neticesinde hakkın rahmetine kavuşur. Kabri Rumelihisarı’ndaki Aşiyan mezarlığında olan Paşa’yı saygı ve minnetle anmak hepimizin boynunun borcu…

Hamiş: Şu an elimizdeki o döneme ait pek çok fotoğraf fotoğraf meraklısı Paşa tarafından bizzat çekilmiştir.

 
Young_Fakhri_PashaOmar_Fakhreddin_Pashamaxresdefault

About Mehmet Dilbaz
Mehmet Dilbaz. 1974 İstanbul doğumlu. Kabataş Erkek Lisesi ve Trakya Üniversitesi Turizm bölümü mezunu. Tarih araştırmacısı, halen çeşitli internet sitelerinde ve interaktif sözlüklerde ağırlıklı tarihi konularda yazmakta... http://instagram.com/kaybolantarihinpesinde

No Comments, Be The First!

Your email address will not be published.